Main Menu
Home
FED-BIR
Our Mission
Our Members
KON-KURD
News
Links
Contact Us
Search
Press Release
Syndicate
BIJİ BIRATİYEN GELAN Yazdır E-posta

Halklarımız kendi imhasına onay vermeyecektir


Son günlerde dünya gündeminde tartışılan Türk ordusunun sınır ötesi operasyonu Kürtler açısından son derece endişe verici olmasının yanı sıra bir o kadar da bildik bir olaydır. Bu güne kadar 20’nin üzerinde “Sınır Ötesi” adı altında operasyon düzenleyen Türk ordusu ve Hükümeti bu defa diğerlerinde farklı olarak Türkiye kamuoyunu provoke ederek toplumsal kaos ve halklar arası bir iç çatışma körüklemistir. Tezkere karşı çıkan güçler ise “vatan haini” ilan edilerek susturulmaya, sindirilmeye çalışılmıştır.

Dün olduğu gibi bugün de sınır ötesi askeri müdahalenin herhangi bir pozitif gelişme yaratması mümkün değildir. Bölge halkı üzerinde fiili olarak sürmekte olan “olağanüstü hal uygulamaları” ağırlaştırılacak, hak ihlalleri alabildiğine artacaktır. Devletin bu operasyonlarla siyasi veya askeri anlamda herhangi bir başarı elde etmesi mümkün olmayacağı gibi yaratılacak ortam varolan çelişkiyi derinleştirecektir. Salt bu olay dahi Türkiye’de Kürtlerin yıllardır yaşadığı trajediyi ortaya koymaya yetiyor. Sadece devlet değil sözde bağımsız medya da savaş çığırtkanlıği yaparak, toplumu çok tehlikeli bir biçimde provoke ederek, halklar arası bir nefret ortamı yaratılmasında önemli rol oynuyor. Yaşanan linç saldırılarında medyanın körüklediği şovenizm başrolü oynuyor. Savaş aracı olarak kullanılan medya en tehlikeli silah haline dönüşür. Geçtiğimiz haftalarda, Beytüşşebap’ta korucu ailelerinden 15 kişinin öldürülmesini, saldırıya uğrayanların tanıklıklarına rağmen, Kürt halkına ve gerillaya karşı kullanmaya çalışan medyanın yalanı bizlere, 1996’da o dönemki tek taraflı ateşkesi provoke etmek amaçlı devletin askeri güçleri tarafından Güçlükonak bölgesinde 11 korucu öldürülmesini hatırlatıyor. Bu olay gerillaların üzerine atılmış, daha sonra bağımsız bir heyetin araştırmaları sonucu bu katliamı devletin ordusunun yaptığı ispatlanmış, nedense bu gerçek medyanın hiç ilgisini çekmemiştir.

Mesele şu an sınır ötesi operasyondan çıkmış topyekün imhaya dönüşmüştür. Bu müdahale sürecinde ortaya çıkacak toplumsal kayıp askeri kayıptan çok daha fazla olacaktır. Tartışmalarla halklar arası nefret körüklenmektedir. Bu durum askeri çatışmalardan çok daha büyük, önü alınamaz toplumsal çatışmaları ortaya çıkaracak potansiyele sahiptir. Tüm bu provokasyonlara rağmen halklar arası bir çelişkinin önüne geçmek son derece önemlidir. Bu gün yürütülen savaş sadece Kürt halkına karşı değil Türk halkına karşıda yürütülmektedir. Şovenizm zehiriyle Türk halkı ablukaya alınmaya çalışılmakta, yanıbaşında bir halkın inkarına ve imhasına alkış tutarak insani değerlerine yabancılaştırılmak istenmektedir. Başta Türk halkı olmak üzere tüm halklara şunu hatırlatmak isteriz; Savaşlar ancak cesur, eşit toplumsal birliktelik ve kararlılıklarla sona erdirilebilir.

Devlet güçleri de, tüm dünya da biliyor ki, Kürtler insan olmanın, halk olmanın, toplum olmanın gerektirdiği temel hak ve özgürlüklerin ötesinde birşey istemiyor. “Yeni Anayasa” dedikleri değişiklik paketinde bu halkın insani haklarına dahi yönelik en ufak bir değişiklik yapılmadı. Savaşan kesimi bir tarafa bırakalım, Kürt halkının her türlü komploya rağmen seçilen temsilcileriyle sorunun çözümü konusunda konuşmaya yanaşan kimse yok. Bunun da ötesinde belediye başkanları, milletvekilleri, parti temsilcileri, kurum temsilcileri kısaca Kürt halkının her düzeyde temsilcilerine bu misyonunun bedelleri yaşam alanları daraltılarak dakika dakika ödetiliyor. Belediye başkanları usulsüz görevden alınıyor, milletvekilleri vatan haini ilan ediliyor, faşist çığlıklar altında DTP binaları, demokratik kurumlara toplu saldırılar yapılıyor. Ardından devlet halkı sağduyulu olmaya çağırıyor.

Basında yurtdışındaki kurumlarımıza açık saldırılar yapılmakta, karalama kampanyaları yürütülmekte Londra’daki kurumlarımız doğrudan hedef gösterilmektedir. Bunlar topyekün imha konseptinin bir parçasıdır. Britanya’daki tüm diğer halklar gibi Kürt ve Türk halkıda da demokratik yasalar çerçevesinde kurumlarını oluşturmuştur. Bu kurumlarımız halkımızın sosyal ve siyasal ihtiyaçlarına cevap olmaktadır. Halklarımız dünyanın neresinde olursa olsun bugüne kadar kendi yaratığı ve yaşattığı kurumlarını çirkin savaş politikalarına alet etmeyecek, onurlu mücadelesiyle her zaman sahip çıkacaktır.

Öncesi bir yana son yıllarda Kürt halkının barış talebini her türlü provakasyona karşı savunmuş ama her seferinde, bariş isteyen bir halk Türk devleti ve ordusu tarafından “terörist” ilan edilmiştir. Bizler biliyoruz ki Kürt halkı kendi imhasına hiçbir zaman izin vermeyecektir.

Bizler aşağıda imzası bulunan, Kürt ve Türk kurumları olarak, başta “sınırötesi” olmak üzere tüm operasyonların durdurulması, Kürt halkının kendi kimliğini özgürce ifade edeceği yasal düzenlemelerin yapılarak, örgütlenmesi önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istiyor, Türk halkını da kendi onuru için mücadele eden Kürt kardeşleriyle omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz.


YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ, BIJİ BIRATİYEN GELAN



FED-BIR, GIK-DER, YÇKM, DAY-MER, ATIK Londra Komitesi, Halkevi, Kürt Toplum Merkezi, Roj Kadın Derneği, Türk Eğitim Birliği, 78’liler Vakfi,


 
< Önceki   Sonraki >





Newsflash

Êdî BESE’

ENOUGH IS ENOUGH’

NO TO TURKEY’S WAR PLANS!
TURKISH TROOPS KEEP OUT OF IRAQ!

Kurds rally and march for peace

 
Latest News
  | Top |